• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Karsniya-KAPI-K%C3%96Y%C3%9C/387816791306924?fref=ts
  • https://twitter.com/karsniyali
    • 6. Acı Su ve Yayla Festivalinden
    • Kışlalarımız (Yaylalar)
    • Oktay AKPINAR'ın arşivinden
    • Yasak'dan
    • Panteb'dan
    • Sözü olan erlerin meydanı "Cami Kapısı"
    • Kürdevanın eteğinde "Karsniya Koyunları"
    • Muhtarımızın
    • Festivalimizden 2019
    • Karsniya'da Kış
    • Ertuğrul AKPINAR arşivinden
    • Cami Kapısı Sohpetlerinden
    • Şifa kaynağımız "ÇERMİK"
    • Camimiz
    • Alettebler
    • Karsniyaspor Antrenmanda
Köksal BAYRAKTAR
koksal@hotmail.fr
SABİT EMİ ÇİDİLLİ NENE
27/10/2012

 '' Hini kediminden beri (inasnlığın varoluşundan beri ) komşuyuz en ufak kemliklerini görmedik .Minkin mi?Bazen komşu komşuya zarar da verir.Tavuğu bahçesine girer,eşinir yada harmanında tığının etrafını dağıtır.Kötü bir laf etmezler.Alet edevat yada  evde ateş yakmak içinkibritimiz bulunmaz.Evlerine gider kapıyı çalarız.Evde kimse bulunmazsa zaten hiç kilitli olmayan kapıyı açar lazım olanı alır kullanırdık.İade etmeyi unuttuğumuzda, kendilerine lazım olursa  bulamadıkları  eeşyalarını bizde ararlardı..'' diye anlatırdı annem komşumuz Sabit Emigil'i.

           Babam,annem 'Sabit emi 'diye hitap ederlerdi.Biz de öyle alıştık.Dede demek aklımıza gelmezdi.Bizim içinde  Sabit emmigil oldu hep.Yazımdada öyle  hitap edeceğim.

           Orta boylu,yarısı aklaşmış çok uzun olmayan sakalı yavaş düşünerek kısa ve öz olarak konuşan hiçte şişman olmayan bir dede olarak hatırlıyorum onu.Eli çok hünerli biri.Köyde kullanılan bütün alet ve edevatı yapabilir.Şal ve cecim dokumada kullanılan tezgahın KUCİ ve tarağını  o yapardı.Dönemin ulaşım ve taşıma vasıtası olarak kullanılan atların semerlerini de o yapardı. Cami kapısında yada komşu ev önlerinde  sohbet ederken gördüğümü hiç anımsamıyorum.

            Evinin önünde  ya bir semer yaparken veya  şal tezgahı için tarak yaparken  gülümseyen yüzü ile anımsarım.Gülümseyen ve düşünen  ,herşeyi bilen  düşünen adam yada sevimli Bilgecan dede gibi hafızamda yer etmiştir.Mereklerinin yan tarafına dizilmiş arı kovanlarıyla  başında  arıcı maskesiyle  çok ağır ve hep aynı hızla hareketleriyle  çalışırken de görürdüm. O haliyle  gizemli bir tarikatın dini ayininde ibadet eden birine benzetirdim.

                      Eşini eşşekçinin kızı diye çağırırdı.Çidil köyünden evlenmişti.Çidil çok dereli tepeli olduğundan belki,yörenin insanı, bizim at kullandığımız işler için onlar eşekler kullanırlardı.Sivri sakallı sevimli bir ihtiyarın birkaç eşekle bir çok defalar  misafir geldiğini de çok görmüşüm.Bu  adamın Çidilli nenenin kardeşi olduğunu da öğrenmiştim.Karsniyada bir gelenek  var. Komşu köylerden gelen birçok  kadınlar köylerinin ismiyle anılırlar.  Sorselli nene başka birini samcelli nene,Çartuletli gibi.Sabit eminin hanımını da Çidilli nene diye çağırır ve öyle bilirdik.

            Çidilli nene elmacık kemikleri çıkık,avurtları hafif çökük ,kırmızı yanakları  ve her zaman güler yüzüyle  ,turkuvaza kaçan mavi gözleriyle çok güzel ve temiz bir neneydi.Herkesle konuşurken nazik ve  çocuklarla da çok sevecen konuşurdu.

             Sabit emi tam bir taşfırın erkekti.Evinde herkes bilhassada kadınlar ona mutlaka itaat  etmek zorundaydılar.Oğulları ve kızları belki  itiraz edebildikleri olmuştur,Eşi çidilli  nenenin  karşı gelmek değil itiraz edebileceğini bile düşünemiyorum.

             .İlk anım güzelliğine hayran olduğum kızları Nevride ablanın Emin ağabeyle söz kesme törenleriydi.Emin ağabeyle evlenmelerine karar verilmişti.Emin ağabeyin babası köyün hatırlı adamlarından birkaç kişiyi çağırmıştı.Sabit emi de en yakın komşusu babamı da davet etmişti söz kesme  töreni için.Babam benide götürmüştü beraber.Ev kalabalık olduğu için ben babamın kucağında oturuyordum.

                Sabit emiye soruluyordu önce takı,yolluk yada düğünle ilgili istekleri.Onun istekleri  davetlilerce değerlendiriliyor.Çok bulunursa  itiraz ediliyor.Köyde adet gelenek ve satınalma gücüne göre bir  ölçü bulunuyordu.Her mesele teker teker  tartışılıyor sonuca bağlanınca not ediliyordu.Hayırlı olsun.Allah  muratlarına erdirsin  bir yastıkta kocasınlar inşallah gibi hayırlı dileklerden sonra    ''Kalkın bir sarılın  dostlar ''  deniyor. İbraham emi ve Sabit emi kalkıp sarılıyor, el sıkışıp yerlerine oturuyorlardı.Bu sarılma  her mutabakatta defalarca tekrarlandı.Fukaralığın  yoğun olduğu dönemlerdi.Evlilik  ve düğün için istenenler  davetlilerin ricası ile her defasında biraz daha azaltılıyordu.Bazanda makul bir miktar olduğunda   ''bu kadar da olacak artık'' deniyor  en uygun şekilde sorun hallediliyordu.Her ne kadar en uygunu bulunsada düğün yapmak o günün koşullarında  masraflı işti.

     İbrahim amca   ağır bir yükün altına giren bir kimse haliyle vakur ama pek gülecek durumda da değildi.Her seferinde   ''Allah büyüktür.,Allah verir bir şekilde fırsandını''diyerek  ona moral vermeğe çalışıyorlardı.Nihayet görülecek,konuşulacak şeyler karara bağlandı.Önce dünürler bir daha sarmaş dolaş öpüştürüldü.Sabit emi dünürüne dönerek bir deyiş söyledi ki deyişleri herkesin hoşuna gitti ve alkışlandı.

                                          Urba   kirli sabun yok,didin allah kerimdir.

                                          Cüzdan büyük para yok,gezin allah kerimdir.

                                          Sorun büyük ,çare yok.Düşün allah kerimdir...

                           Sabit eminin kişiliğini  ,çok özel olduğunu ifade eden  anlatılanlardan duyduğum ve birini  Eşi Çidilli neneye bir başkasını  İzzet amcanın eşi Sorselli nene  (Feranaz nene)ye doğruluğunun teyyit edildiğine bizzat kendim şahit olmuşumdur.

                                                                    ********************

                         Feranaz nene genç bir gelindir olayın geçtiği zaman diliminde.Harmanlar vakti,harman yapılmaktadır.Akşama doğru hem sap getirmek hemde  öküzleri  otlatmak için araziye gidilir.Evde Feranaz  gelin ve Sabit emi kalır.

                          Sabit emi evde istirahat etmekte iken havanın biraz bulutlanması ile Feranaz gelin harmanı yığın yapmaya başlar.Yaz mevsiminde  aniden bastıran sağnaklar çok olur.Herkes önce kendi harmanını kurtarmak için  son hızla çalışır. Kalabalık olanlar çabucak yığına vurur harmanını.

İşini bitiren  işini yetiştiremiyen komşu olursa onun yardımına koşar.Hava tek tük  damlalar halinde yağmaya başlar. Belliki arkasından müthiş bir sağanak yağmuru gelecek. Herkes var gücüyle harmanını kurtarmaya çalışıyor. Feranaz nene yalnız olduğu için daha hızlı çalışıyor.

Kanter içinde .Sağanak hızlanmış,O harmandaki samanı ,buğdayı selden kurtarmağa çalışıyor.Sırılsıklam olmuş. Harmanın tozu ter ve yağmur ile karışmış. Sabit emi  evlerinden çığlık atarak bağırıyor .

__Gelin......Kız  geliiin.Sana bağırıyorum sorselliii huuuu.

Birkaç defa duymazdan gelerek işine devam eden sorselli sonunda  işini bırakır   eve koşar.

__Buyur ağa  bir şey mi var?Niye böyle acılı acela  çağırıyorsun.Sağanak çok fena bastırdı  bir yıllık mahsulumuzu kurtarmağa çalışıyordum.Geç kaldım bağışla.

Sabit  emi sırtüstü yattığı sedirden ;

__Ben de  görüyorum havanın yağdığını.Çatı akıyor  yağmur  göğsüme damlıyor baksana .Bir kap koy  göğsüme ki ıslanmayayım.

                Feranaz nene(Sorselli) tekrar harmana döndüğünde harmanın  yığılma işi nerdeyse bitmek üzere olduğunu görür.Kendi harmanlarını kurtaran bütün komşular gelmiş onlarınkinide  sele gitmeden kurtarmıştı.

                                                        **********************

           Köyün kenarından akmakta olan dere boyu herkesin küçücük bostanları vardı.Turşuluk lahana yetiştirilirdi bu bostanlarda.Güz soğukları başlar,ilk kırağının düşmesiyle hasat edilir.Lahananın tamamı birçok irili ufaklı  turşu küplerine yıllık olarak hazırlanırdı.

            Çidilli nene de lahanasını kesmiş,eve taşımış.Yıllık turşusunu kurmak için ocağına kocaman kazanı kurup güzel bir haşlamış.Haşladığı lahanalarıda evin ortsında tepsilere ,sinilere  tepeleme yığmış.Bütün lahanaları tek tek,yaprak yaprak bir güzel yıkamak gerek.Su almak için güğümleri ile  köy çeşmesine giden Çidilli nene  evin kapısını  örtmeyi unutmuştur.Eve döndüğünde biricik ineklerini  turşu için hazırladığı lahanaları büyük bir iştahla yerken görünce sedirde yatmakta olan kocasına serzenişte bulunur. Sabit  emi  öfkeyle bağırır.

__Eşşekçinin kızı.Giderken niçin kapıyı kapatmadın?Bu inek çok yiyip çatlarsa kim kalkıp terekten bıçağı alıpta kesecek.Çevrede kimsede görünmüyor.Mundar mı olsun hayvan. Yazık değil mi?

                                                ***********************************

                Güzel güneşli bir yaz günü.Herkes tarlada çayırda.Köyde sadece yaşlı dedeler ve nineler var. Pehlül dede ve Sabit emmi  Polo emigilin harmanda, arkalarını bedene vermiş oturuyor güneşleniyorlar. Aralarında bir geyik muhabeti de yapıyorlar..Pehlül dede ''Benim karım  koşulsuz bana itaat eder'' diyor.Sabit emmi kendi karısının daha itaatli olduğunu idda ediyor. Konuşma böyle devam ederken  Peruz  nene  (Pehlül dedenin karısı) elinde iki küçük güğümle su  almak için köy çeşmesine doğru  gittiğini görürler. Biraz sonra Çidilli nenede  güğümleriyle çeşmeye gider.Sabit emmi  ''' Tam zamanıdır  .Kimin haklı olduğunu görelim .Halen sözünün arkasındaysan.Tam önümüzden geçerken kim güğümleri boşalttırıp  yeniden doldurtabilir?Var mısın?

           Elbette vardır Pehlül dedem.Boş yere deli kılıç dememişler ona.Köyde bile kimse takışamaz ona. Karısı  haydi haydi.Peruz nene önde   dim dik eğilmeyen boyuyla    önlerinden geçerken Pehlül dede  emreden ,  otoriter bir sesle bağırı.

__Elindeki güğümlerin suyunu dök yere.Git yeniden doldur çeşmeden.Hemen...Peruz nene hiçistifini bozmaz.Yoluna devam eder.

__Hayır! Ne zorlukla  buraya kadar gelmişim,bir daha geri dönemem,der ve yoluna devam eder. Arkasından Çidilli nene büklmüş beli ile elinde güğümleri çıkagelir.Sabit emi;

__Kız eşşekçinin kızı.Yere dök güğümlerindeki suyu .Git yeniden doldur.Hemen bunu yapmanı istiyorum.

                  Çidilli nenenin hoşuna gitmesede  hemen güğümlerindeki suları orada yere boşaltır.Yeniden doldurmak üzere  çeşmeye döner. Pehlül dede tebessüm ederek

__Sen kazandın.Ben bu Peruza boyun büküp eğilmeyi hiç öğretemedim.Baksana bu yaşa geldi hala dik dik yürüyor. Hiçbir şeyin önünde eğilmiyor.Bunca çektiğimiz acılara bile.

 

 

                                                                Köksal Bayraktar 

                                                       22 Ekim  2012- Akçağlayan-Bursa

            


1791 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

     16/11/2012 12:57

Böylesi hayat hikayelerini camikapısında yaşlı dedelerden dinlemek için canatardık o çocukluğumuzu hatırlatıyorsun kalemine yüreğine sağlık.
erdal ışık

Sabit Emi.     15/11/2012 22:24

Sabit Emi ile ilgili aklımda kalanların bir bölümünü kısa notlar olarak Köksalın yazısına eklemek istedim. O bence köyümüzün Ömer Hayyamıdı. Düşünen düşündüren adamdı. Evet Köksalın dediği gibi *Nev'i şahsına münhasır* denilen yapıdaydı. Cami Kapısına gitmediği de doğru bir anımsama. Bu yüzden o dışarda çalışırken yanına gelenler çok olurdu. Çok maharetli olduğunu biliyoruz. Onu ağaç kaşık yaparken de görmüşümdür. süpürge bağlarken de. Tekerlemesinden bir cümlesi de şöyleydi: *Hava soğuk yorgan kısa büzül ALLAH kerimdir.* O zaman diliminde ilkokul öğrencilerine *çetrefilli sorular sorulur. bilemeyen öğrencilere de * HAY SENİ OKUTAN ÖĞRETMENİN* DENİRDİ. işte *et kokarsa tuz katarlar, tuz kokarsa ne katarlar? * sorusunu o zaman Sabit Emi ortaya atmıştı. El maharetleri ile köye ve yöreye katkı yapan, soruları yanıtları ve yaşam tarzıyla da düşündüren ADAM. Sabit EMİ.
Necat BAYRAKTAR

Yazarın diğer yazıları

Derelerin Kardeşliği - 20/02/2017
Bütün dünyada nasıl halkların kardeşliği gerçekse, derelerin kardeşliği de o kadar gerçektir.
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım, O ve Ben -2- - 11/01/2017
İlkokulu bitirdik.Diplomalarımızı aldık.6yıllık Susuz ilköğretmen okulu imtihanlarına yazıldık.Birgün önceden Unushev'de kızkardeşlerinde misafir olduk.Adakkale'de bir okulda imtihana girdik.Rifat Zeki ve ben beraber aynı yerde imtihana girdi
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım O ve BEN - 14/12/2016
Onunla en eski anım yukarki yaylada olmuştu.Yaylamız yoktu.Mallarımızı Anneannem Zahide nenem sağıyordu..Yazın köy çok sıcak diye anam Nuro dayımla yaylaya gönderdi.Atla dayımın kucağında yaylaya vardığımda koşarak beni karşıladı.
KÖLELİK VE İSLAM - 21/01/2016
Okul yaşamı boyunca din dersleri okudu bizim kuşağımız.Genellikle esirgeyen,bağışlayan,sevgi dolu din-i islam içerikli konular öğrendik.
MENEMEN NE MENEM - 26/12/2015
930 yılı 23 aralık tarihinde 24 yaşındaki genç asteğmen KUBİLAY MENEMEN de
AYYAŞ!! - 11/12/2015
'Ayyaş' bir sigara yaktı, bir kadeh rakı koydu, hava sıcak, çarptı tabii.. Kalktı Muş ve Van’ı Ruslardan temizledi. Bir kadeh daha vapurda sanıyor kendini hoopp Samsun’a gitti kafa. Amasya’da Erzurum’da Sivas’ta kongreler.
KÖYÜME HASRET - 03/11/2015
Gel gör ,köyümün çok hoştur yazı . Pancarcı giderdi gelini ,kızı Şimdi yüreklerde kalmıştır sızı Kaldı bizim yaylalar Kutlu köyüne.
YAŞAMA BAKIŞ - 21/03/2015
Aştım koskoca daağları Geçtim ovaları
İSLAMOFOBİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-1- - 04/02/2015
Charli Ebdo baskını ile Medeniyetler çatışması ve İSLAMOFOBİ yeniden ısıtılarak toplumun önüne servis edildi.Temcit pilavı gibi ısıt ısıt ye.Tabii yersen.
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam44
Toplam Ziyaret237231
Saat
Hava Durumu
AlışSatış
Dolar7.54937.5796
Euro8.79898.8341